BEGIN TYPING YOUR SEARCH ABOVE AND PRESS RETURN TO SEARCH. PRESS ESC TO CANCEL

Hayri Kırbaşoğlu’nun Ahir Zaman İlmihali kitabı nelerden bahsediyor? Kimler okumalı bu ilmihali?

Kamil Yeşil 05/05/2010

Bizim lise ve üniversite yıllarımız tartışmalı yıllar olarak geçti. Hemen her şey tartışma konusu idi. Bilen de tartışıyordu bilmeyen de. İran devrimi başta olmak üzere, tasavvuf, Cuma namazı, zuhr-u ahir, ‘bu iş parti ile olur mu olmaz mı’, ‘görev alınır mı alınmaz mı’ gibi onlarca konu teşrih masasına yatırılıyordu. Kitaplardan fetvalar seçiliyor, fetva bulunmazsa kitabına uyduruluyordu. Bu dönemin başat yazarları Seyyid Kutup, Ali Şeriati, Mevdudi, Kelim Sıddıki, Said Havva; kitapları da Yoldaki İşaretler, Dine Karşı Din, İslam idi.

Neden bunlar okunurdu?

Bu ve benzeri ilim ve fikir adamları neden revaçta idi? Çünkü yerli ve geleneksel eserler ‘zamanın ruhuna uygun şeyler söylemiyor’ diye maluldü. İnsanların ne Ömer Nasuhi Bilmen, Hamdi Yazır, A.Hamdi Akseki okumaya mecali vardı ne de dili.

Dünya ve memleket meseleleri yani ümmetin sorunları evrenseldi, mesajımız da öyleydi; ‘öyleyse bölgesel sorunlar aslında evrenseldir’, deyip kim, nerde, ne yazmışsa okuduk, tartıştık. İslam’ın siyasi yorumu ile itikada dair konular aslında iç içe idi. Bu ayrımı birleştirenler öne çıkmıştı. Seyyid Kutub’un Yoldaki İşaretler’i kelime-i tevhid’i, cihad’ı yeniden tanımlamıştı. Mevdudi’nin Dört Terim’i kavramlara yeni bir bakışla yaklaşımı sağladı. Said Havva’nın İslam’ı farklı bir ilmihal olarak temayüz etmişti. Bu arada müstakil, küçük kitaplar da yayımlandı imana dair.

Mesela, Teymiye’nin İman ve itikat üzerine kitabı yayımlandı. Faruki’den Tevhid tercüme edildi. İslam Dünyasında İnanç Sorunları yine bu dönemin önemli kitaplarındandı. Bendeniz bu dönemde adı geçen kitaplarla yetinmedim, İmam Maturidi’nin Kitab’ut Tevhid’ini okudum. Mehmet Zihni Efendi’den Nimet’ül İslam, Ömer Nasuhi’den Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikadları, Yusuf Kerimoğlu’dan Emanet ve Ehliyet’i bulundurdum elimin altında. Muhammed Ebu Zehra’nın kitapları en önemli kaynaklarım arasında idi. Hâlâ öyledir.

Bu kitap onların hülasası gibi

Bütün bunları neden sıraladım. Çünkü son günlerde yayımlanan bir kitap bütün bu kitapların hülasası gibi. Hadis çalışmalarıyla tanıdığımız Hayri Kırbaşoğlu’nun, OTTO’nun ‘YayınEvi’ serisinden çıkan ve son bir ayda best-seller olan Ahir Zaman İlmihali kitabını merak saikiyle ben de okudum. Dinin tanımından tutunuz, İslam, tevhid, müslüman kavramları çevresinde cihadın, namazın, orucun yanında bütün sosyal olayların aktivist bir bakış açısıyla yeniden yorumlandığını gördüm. Modern insana özgü kavramlar çevresinde dönen bir üslupla yazılan kitap Begoviç, Şeriati ve İkbal gibi ilim ve fikir adamlarını referans alıyor.

Hoca bu kitabıyla usul tartışması açıyor

Eseri elime alınca gayet heyecanlı bir üslup buldum. Kitapta, yazıya geçirilmiş vaaz üslubu ile televizyonlarda şahit olunan tartışma üslubu birleştirilmiş. Konu ile ilgili ayet ve hadisler yanında, dünya olayları ve yazarın çıkarımları (içtihad) da delil olarak sıralanıyor.
Ama Hayri Kırbaşoğlu Hoca, ilmihalin çerçevesini öyle geniş tutuyor ki bu ister istemez kelamî, felsefî, siyasi tartışmaları da gündeme getiriyor; resmen usul tartışması açıyor Hoca. Hadis usulü de dahil buna; mevlit, tasavvuf, tefsir ve fıkıh usulü de. Böyle olunca adı geçen ilimlerden, eser ve kişi isimlerinden, olaylardan haberdar olmayanları bir boşluk içinde bırakıyor yazar. Okuyucu anlıyor ki bu “Ahir Zaman” çok karışık, kaosun hakim olduğu bir zaman. Bu kaos bu ilmihal ile aşılamaz; ya başka ilmihaller yazmak gerek ya da bu ilmihali süzmek, tartışma metni olmaktan çıkarıp hap yapmak gerek.

Herkese göre değil

Ayrıntılara girip eseri tartışacak değilim. Ben, kitabı zihnimde bulundurduğum zincir, takoz ve çekme halatı ile okuduğum için tartışmalı konulara rezerv koyuyorum. Ama her okuyucu için böyle bir durum olmadığı için eseri herkes okumalıdır, diyemem, diyemiyorum. Ne dediğim anlaşılsın diye bir örnek vereyim.

Hayri Hoca, 32 farzı da 54 farzı da hem geleneksel bulduğundan hem de günün meselelerine bu maddeler arasında değinilmediği için insanımızı yanlış yönlendirdiğinden hareketle, geçmiş ulemaya, medeniyete, geleneğe karşı kalemin ucunu oldukça sivriltiyor. Ben Hayri Hoca yerinde olsaydım, 32 Farzı, 54 Farzı şekil olarak korur, maddelerin yanına “ve” koyar, onları genişletir ve gelenekten hareketle İslam’ın bütün zamanları kuşattığını, zamanın ruhuna cevap verdiğini gösterirdim. Böylece üzümü önceler, bekçiyi Allah’a havale ederdim.

Adı üzerinde “ahir zaman”dayız; yani kıyamete yakınız. Eser, adıyla hem bu geleneği hem de en son yazılan ilmihali çağrıştırıyor. Dediğim gibi göz ardı edilmeyecek bir kitap ama işin aslını, literatürünü bilenlere; herkese değil….

http://www.dunyabizim.com/kitap/3491/ahir-zaman-ilmihalini-de-yazdi