BEGIN TYPING YOUR SEARCH ABOVE AND PRESS RETURN TO SEARCH. PRESS ESC TO CANCEL

İslamiyat Dergisi Röportaj: Recm Meselesi Üzerine

Kuran’ı Kerim’de olmayan ama yeryüzüne indirilmiş bir recm ayetinden bahsediliyor. Böyle bir ayet var mı?

Kur’an dışında bir recm ayeti bulunduğuna dair birtakım rivayetler varsa da bunlar ilk asırlardan beri ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Günümüzde de bu konudaki rivayetlerin güvenilir olmadığını ve dolayısıyla delil ve dayanak olarak kullanılmasının doğru olmadığını ortaya koyan birçok ilmi araştırmalar vardır. Öte yandan bu rivayetler doğru kabul edilecek olsa bile, her şeyden önce, hükmünün geçerli olduğu iddia edilen bir ayetin metninin niçin mensuh olduğu ve niçin Kur’an’a yazılmadığı sorularına bugüne kadar tatminkâr bir cevap verilememiş olması da, bu eleştirilerin haklılık payını arttıran önemli bir husus olarak görünmektedir.

Kaynaklarda bu ayetin varlığından 2. Halife Hz. Ömer’in bashettiği ileri sürülüyor…

Böyle bir ayetin varlığından bahsettiği rivayet edilen Hz. Ömer’in Kur’an’ın bir mushaf hâline getirilmesini ilk olarak teklif eden kimse olduğunu ve sırf birileri ileri-geri laf edecek diye bir Kur’an ayetini Kur’an’a yazmaktan çekinebileceğini düşünmek pek makul görünmemektedir, zira Hz.Ömer böyle biri değildir.

Hz. Muhammed’in recm konusunda verdiği hükümlere ilişkin rivayetler var. Bu rivayetlerin doğruluğu ne derecededir?

Recm ile ilgili rivayetler, ravilerin  bunları ne kadar doğru naklettiği  konusunda ciddi kuşkulara yol açacak kadar birbirleriyle çelişkili bir durumdadır. O kadar ki, raviler genellikle aynı olayı, birbirleriyle uzlaştırılamayacak kadar farklı şekillerde anlatabilmektedir. Öte yandan bütün bu rivayetler neticede birer rivayet olup, Hz.Peygambere ait olduğu da kesin değil zannî/tahminî’dir. Kesin olan ise Kur’an’ın kendisidir ve Kur’an’da zina edenlere ceza olarak yüz celde(sopa) dışında herhangi bir ceza öngörülmemiştir. Bu rivayetler uydurma kabul edilmeyecekse, o takdirde bunların, Kur’an’ın zina ile ilgili celde cezasına dair ayetlerin inişinden önceki döneme ait olduğu düşünülebilir. Nitekim yine hadis kaynaklarında bazı sahabilere, recm uygulamasının, Kur’an’daki ilgili ayetlerin inişinden önce mi sonra mı olduğuna dair sorular sorulduğuna dair bazı rivayetlerin varlığı da, bu ihtimali güçlendirmektedir. Bazı recm rivayetleri ise tamamen, o dönemde zina eden bazı yahudilere kendi hukuklarını uygulamayla ilgilidir. Özetle bu konudaki rivayetler Kur’an’ın konuyla ilgili hükmünü değiştirebileck güç ve nitelikte değildir. Bu sebeple de geçmişte ve günümüzde pekçok İslam uleması recm cezasının İslam’da olmadığını açıkça ifade etmekte tereddüt etmemişlerdir.

14 asır boyunca hemen hemen bütün İslam ulemasının, İslam’da varlığından en küçük bir şüphe dahi duymadıkları “recm” cezalarının dayanakları nedir o zaman?

Biraz önce ifade ettiğimiz gibi bütün İslam uleması değil, ulemanın çoğunluğu bu görüştedir, ama az da olsa recm cezasının İslami bir ceza olmadığını savunan eski-yeni pekçok islam âlimi de vardır. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an’da herhangi bir açıklama bulunmadığı, yani bu cezanın Kur’an’la uzaktan yakından ilgisi olmadığı herkesçe malumdur. Zaten İslam fıkhında recm cezasının varlığını iddia eden pek çok İslam alimi de, bunun Kur’an’la herhangi bir ilgisinin bulunduğunu ileri sürmüş değildir. Recm cezası diye bir cezanın İslam’da var olduğunu iddia edenler sadece bu konuda birtakım rivayetlere dayanmaktadırlar. Konuyla ilgili rivayetleri bütünlük içerisinde ve hem isnad hem de metin tenkidi uygulayarak kapsamlı bir incelemeye tabi tutumadıkları için de bunların Kur’an’ın celde hükmünü değiştirebileceğini düşünerek ciddi bir hata işlemişlerdir. Çünkü insan hayatı, elde kesin bir İslami delil olmadan sona erdirilemeyecek kadar değerli ve önemlidir. Konuyla ilgili rivayetlerin ise hiçbir Kur’an gibi “kesin” değildir, tam aksine çelişkilerle dolu, isnad ve metinleri açısından problemli ve zanna/tahmina dayalı bir bilgi kaynağı omaktan ifade öteye geçemeyen rivayetlerdir.

Kur’anda emredilen ceza açıkca  nedir?

Ne zinayı yasaklayan ayetler arasında ne de ‘r-c-m’ kökünden gelen kelimelerin geçmiş olduğu ayetlerde, evli olanların recmedileceğini bildiren bir ayet mevcuttur. Kur’an’da evli veya bekar ayırımı yapılmaksızın, zina edenlere sadece 100 celde vurulması emredilmektedir.

Bir eleştiri yapmak gerekirse, Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insanın, vahşice öldürülmesine ilişkin bir uygulamanın 1400 yıldır çelişkili bir şekilde uygulanmasının temelinde ne var?

Tarihte bu uygulamanın ne kadar yaygın olduğu, hangi ölçüde hayata geçirildiği de ayrıca araştırılması gereken bir husustur. Zira kaynaklarda benim görebildiğim kadarıyla yaygın bir recm uygulaması söz konusu değildir. Mevcut bilgilerin de konuyla ilgili hadis rivayetleri gibi birer rivayet olduğunu ve kesinlik ifade etmesinin söz konusu olmadığını da burada tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Ama bilhassa yakın zamanlarda bazı İslam ülkelerinde İslam adına recm cezasını uygulamaya girişildiğine dair birtakım haberler medyada sık sık görülmektedir. Bence bu konuda yapılan teorik ve pratik düzeydeki yanlışların temelinde, Kur’an’ın merkezi rolünü göz ardı etmek ve kesinlik arzetmesi mümkün olmayan rivayetlere Kur’an gibi kesin gözüyle bakmak ve bunları savunayım derken Kur’an’a ters düşebileceğini göz ardı etmek gibi sebepler sayılabilir. Burada ondört asırlık islam yorumunun erkek egemen özelliğinin de rolü olabileceği göz ardı edilmemelidir. Konuyla ilgili olarak özellikle İslam hukukçularına yöneltilebilecek bir eleştiri de şudur: Bilindiği gibi, fıkıh ve usûl-ı fıkh uleması, Hz. Peygamber’in hüküm ve uygulamalarını genelde, a) Peygamber sıfatıyla, b) devlet başkanı sıfatıyla, c) normal bir insan ve toplumun bir bireyi sıfatıyla olmak üzere, farklı açılardan değerlendirmişlerdir. Dikkati çeken husus, böyle bir tasnifin – sahih ve güvenilir olduğunu varsaydığımız takdirde –  recm rivayetleri için de geçerli olup olmadığını tartışmaksızın, bu uygulama ve hükümlerin siyasi değil dinî nitelikte ve genel geçer olduklarını ileri sürmenin ne kadar isabetli olduğu hususunun göz ardı edilmiş olmasıdır. Bu ise, İslam hukukçularının verdikleri hükümlerin dayanakları konusunda –en azından irtidad ve recm konusunda– yeterince meseleyi inceleyip tartışmadıkları sonucunu doğurmaktadır.Yine İslam ulemasının recmi kabul eden çoğunluğu,  nedense yine kendi koydukları “Otoritelerin,  (aslı olmadığı halde) bir cezayı uygulayarak hata etmektense, sanığı (cezayı uygulamayarak) affederek hata etmesi daha evladır, uygundur” şeklindeki muhteşem kuralı “recm” meselesine de uygulamayı akıllarına getirememiş olmaları bir şanssızlık olmuştur.